10 Temmuz günü açıklanan Ayasofya kararı (Danıştay 10. Dairesi’nin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi), yargının, siyasetin baskısına boyun eğerek, Cumhuriyetin hukuk anlayışını hiçe saymasıdır.

1934 yılında Atatürk, bizzat kendi imzasıyla Ayasofya’nın yapısını, dünya kültür mirası olarak müze statüsüne çevirmiş, bu, bakanlar kurulu kararı, günümüzde, gerici siyasilerin hesapları sonucu dava konusu edilebilmiştir. Tiyatro oyunlarını aratmayacak şekilde, her yönden temelsiz olan bu kararın ardından hiç vakit kaybedilmeden, “cumhurbaşkanlığı” kararı duyuruluyor, aynı makamca, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e dolaylı yoldan dil uzatılıyor.

Kurtuluş Savaşı’yla düşman işgaline son veren, çökmüş bir imparatorluğun külleri içinden ilerici, bağımsız, hür ve yurttaş odaklı, saygın bir Cumhuriyet yaratan Mustafa Kemal Atatürk hedef alınarak, onun döneminde alınan Ayasofya düzenlemesi, ulusumuza, “tarihe ihanet” olarak gösterilmeye çalışılıyor.

Bizler, Hessen Eyaleti ADD olarak, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet dönemine dair söylenen “ihanet” yakıştırmasını kınıyoruz!

Diyanet İşleri Başkanlığı görevine getirilen zatın "86 yıllık ara dönem bitmiştir" şeklindeki ifadesi ise açıkça Cumhuriyete meydan okumaktır. Din hizmetlerinin yürütülmesi ile yükümlü olan Diyanetin bizzat kurucusu olan Atatürk’ün bu sözünü kendisine hatırlatıyoruz:

“Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir.”


Bu konunun (Ayasofya) siyasi bir malzeme olarak kullanılmasını ve tarihi gerçeklerin çarpıtılarak ve üstelik hukukun da içi boşaltılarak toplumun dini değerler üzerinden ayrıştırılmaya çalışılmasını üzülerek izliyor, bu işin gerisindeki başka siyasi planlara, “Bizans oyunlarına” karşı da halkımızı uyarıyor, muhalefet partilerini derhal göreve çağırıyoruz!

Unutulmamalıdır ki, Atatürk, ulusuyla, ordusuyla birlikte kurduğu devletin adını Türkiye Cumhuriyeti koyarak, Türk Milletini kendi adıyla anılan bir devlete kavuşturmuştur. Bu durumu yüce Önderimiz şöyle açıklamıştır:

“Cihan tarihinde bir Cengiz, bir Selçuk, bir Osman Devleti kuran ve bunlarını hepsini hadiselerle tecrübe eyleyen Türk milleti, bu defa doğrudan doğruya kendi nam ve sıfatında bir devlet kurarak bütün felâketlerin karşısında, doğuştan taşıdığı kabiliyet ve kudretle yerini aldı.

Millet, mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve milli saltanat ve egemenliğini bir şahısta değil, bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerden meydana gelen bir yüce mecliste temsil etti...”

Kısaca, bugünkü varlığımızı, özgür irademizi, Türkçemizi, refahımızı, namusumuzu ve de din hürriyetimizi işte bu Cumhuriyet rejimine borçlu olduğumuzu bilmeliyiz!

Eğer o kin kustukları yüce önderimiz Atatürk ve kazanılan “Milli Mücadele” olmasaydı, bırakın Ayasofya’yı, İstanbul’un yakınına bile yaklaşamayacağımızı, vatansız-topraksız, sürgün halinde bir topluluk olacağımızı herkes biliyor!

Yine yüce önderimize, Cumhuriyetimizin ilkelerine göre;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içinde yaşayan milyonlarca insan tek bir millettir. Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına “Türk Milleti”  denir.
Türk Milleti, Atatürk ilkeleriyle, Atatürk’ün kurduğu devletin çatısı altında tek vücut haline gelmiştir ve onun kurmuş olduğu modern Cumhuriyet sayesinde,

Türk Milleti dünyada saygın toplumlar arasında yer almasını bilmiştir.

Siyasete bulaşan Danıştay ve tek adam kararnamesiyle Cumhuriyetin kazanımları, değerleri ve devrimleri hedef alınmaya çalışılsa da, bu gayretler boşa çıkmaya mahkûmdur.

Türk ulusu, bu kurgulanmış oyunu deşifre edecek ve Cumhuriyet düşmanlarının bu tür kışkırtmalarına asla kapılmayacaktır!

Hessen Eyaleti ADD Y.K.
14 Temmuz 2020

Joomla templates by a4joomla